29 Ekim 2012

Girişim Dersleri 6



  Merhaba,
bugün dükkana girelim, ne dersiniz?
 Örneklerle gidelim olur mu konuyu iyice anlatabilmek istiyorum.
(İsteğim kimsenin gözünü korkutmak değil...Yanlış anlaşılmasın...Sakın böyle düşünmeyin, üzülürüm. O kadar çok şey varki paylaşmak istediğim, biliyorumki bunları tam olarak bitirmeden söylediklerimin yanlış anlaşılması mümkün. Ama ben birbirimizi tanıdıkça bunun azalacağına inanıyorum. Allah bu konuda beni yanıltmasın.)
Ayşe Hanım çok becerikli bir hanım.

 Çok güzel yemek yapıyor ve çevresindeki herkes onu bir lokanta veya restaurant açması için yüreklendiriyor.
 Ayşe Hanım akıllı bir insan. Görgülü, bilgili, neyi nerde konuşacağını bilen kibar bir hanımefendi. Zevkli de ayrıca, normal bir tencere yemeğini sunuş şekli bile insanları cezbediyor. Yani standartların üstünde ve gerçekten yetenekli.
  Gelelim Ayşe Hanımın düşüncelerine;
 Burada genellikle 3 madde çıkar karşımıza.
 İnsanların bu yüreklendirmeleri karşısında Ayşe Hanımın 3 farklı fikri olabilir;
1- Ama ben böyle işlerle uğraşamam, ben sadece sevdiğim insanlara evimde yemek yapmaktan zevk alıyorum-seviyorum. Kusura bakmayın bu işler bana göre değil...
2-Bilemiyorumki nasıl olur, acaba becerebilir miyim? Ya beceremezsem...
3-Bu benim en büyük hayalim. Destek olan birileri olsa, ah ah, hiç durur muyum?
.................................
  Cevaplara bakarsak
1. cevaptan anlayabileceğimiz üzere, böyle söyleyen bir Ayşe Hanım'a Türkiye şartlarında bu konuda ısrar edip, bunu başarabileceğine ikna etmek ona kötülük yapmak, mutluluklarını elinden almak olur.
  Ülkemizde esnaflık gerçekten çok zor şartlar altında yapılabiliyor. Ve size şunu söylemeliyim ki, bu cümleleri kullanan bir kişi genellikle bu zorluklarla mücadele edecek durumda değildir. Herkes güzel yemek pişiremez, her güzel yemek pişiren, sayı ve malzemeler çoğaldığında çok kişiye güzel yemek pişiremez. Çok kişiye, çok yemeği çok güzel pişirse bile, bu iyi esnaf olacağı anlamına gelmez.
( bu konuda sizlere alternanif öneriler sunacağım inşallah)
Esnaflık, izlediğimiz bir film gibi değildir. Dükkanı tut, bir kaç güzel masa, sandalye koy, pembe perdeleri as, sonra yemeğini pişir, gelsin müşteriler. Yemeği yesin, ücreti ödesin, yarın tekrar gelsin...böyle bir şey anca filmlerde olur kanımca. Olur, olmasına da olması için geçilen yollar, merhaleler bu kadar kısa değildir.
  Yani anlatmak istediğim şu;
 Ayşe Hanımın keyfini hiç bozmayın. En azından bugünün şartlarında durum bu. Bunun aksini iddia edenler, örneklendirenler olabilir.
Bana da o zaman şunu söylemek düşer, istisnalar kaideyi bozmaz.
Kaide budur.

  2. Cevabı veren bir Ayşe hanım, istemem yan cebime koy durumu içinde olabilir, bunu da şöyle açalım; daha önce bunu düşünmüş ama dile getirmeye cesaret edememiştir. Ya da tamamen gerçek duygusunu dışarı vurup bu konuda kararsız olduğunu dile getirmiş olabilir. Durum kritiktir.
Şöyleki, eğer birileri destek olursa Ayşe Hanım bu işe girebilir.
Bu destek tek başına manevi destek değil, maddi manevi yardım şeklinde olabilir. Ama Ayşe Hanım' ın desteklenmesinde çok önemli bir hususu belirtelim. Bu destek kısa süreli olmaz, Ayşe Hanım'ı uzunca bir süre maddi-manevi yanlız bırakamazsınız. Bıraktığınız an işler kötüye gider. Ayşe Hanım yanlız kaldığını hissettiğinde kırılarak pes eder. Bahsettiğim desteklere neden ihtiyaç duyulur biliyor musunuz?

 Yine örnekle açıklayalım:
2. Örneğimiz Ayşe Hanım' ı yüreklendirdik.
Ve küçük, ev yemekleri yapan şirin bir lokanta açması için karar verildi.
Biz sürekli yanındayız. Beraber oturuyoruz, kalkıyoruz, konu bu...Bir akşam toplantı yapıyoruz. Ayşe Hanıma bir ajanda-defter getiriyoruz ve yazmaya başlıyoruz.
İşin bu aşamasında Ayşe Hanımın halinden ne düşündüğünü, ne kadar istekli olduğunu ben görsem söylerdim ama sizde gözlemlemeye çalışın. Masaya oturduk. Elde ne var: çok güzel, lezzetli yemek yapan biri...Evet iyi bir başlangıç.

  İşyerinde Ayşe Hanım hangi konumda = aşçı diyebilir miyiz?
Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Sizce Ayşe Hanım ne?
  Devam edelim. Ayşe Hanım yazsın.
  Dükkan tutmamız gerekiyor. Mevcut bir dükkan var mı?
Genelde yoktur. Varsa bile belirli bazı kriterlere uyması gerekiyor. Uygun mu? Örneğin, lokanta, restaurant gibi yerlerde uyulması gereken şartlardan bir kaç tanesini yazalım.
Olmazsa olmaz "baca" şartı, yani uygun baca kullanılmazsa işyerinize ruhsat alamazsınız. Mutfak kısmının hijyene uygun, yerin altında olmaması, ve yerden tavana komple heryerin fayanslı olması gerekir.
İşyerinizde 2 ayrı tuvalet olması gerekir(en az)
  Daha yeni çıkan kanunlarla bunlar daha da karmaşık ve işin içinden çıkılmaz durumda. Ama en azından bunların sağlanması şart.
  Dükkanımız bu şartlara uyabilen bir dükkan diyelim ama bununla bitmiyor.
  Tamam resmi prosedüre uygun ama esnaf olarak bakalım olaya, konumu nasıl...
 Hergün oradan geçen insanlar kim? Ev yemekleri yiyen kişiler olabilirler mi? Oradan geçme sebepleri ne? Saat kaçta geçiyorlar. İşyerlerine yetişmek için sabah saatlerinde koşuşturan insanlar bizim için potansiyel sayılabilir mi? Yani o kalabalığı seyretsek ve desekki, burası ne işlek bir yer...doğru karar vermiş olur muyuz? O insanların çoğu oradan geçer, işyerine girer, birde akşam çıkar, erkek ise yorgun argın, kadın ise koşuşturarak evde yemek yapacağını düşünerek, bir an önce evine gitmek ister. Yani onları potansiyel kabul edersek kesinlikle yanlış yoldayız demektir.
  Değiştirelim örneği, okul yakınlarında olsun dükkan. Okul çocukları için kalabalık diyebilir miyiz? Evet. Ama bizim için potansiyel oluşturabilir mi? Belki oluşturur, belki oluşturmaz. Bu bizim yapacağımız planla alakalı. ( Bu konuda da alternatif önerilerim olacak)
Ama çok büyük bir ihtimalle o kalabalık da bizim için potansiyel değildir.
  Örnek değiştirelim,
mahalle arasında olan bir dükkanımız var. Ve belirli bir esnaf kesimi var. Hergün bir şekilde karınlarını doyuruyorlar, Ayşe Hanım onlara hizmet vermeyi hedefliyor. Çoğunluğu zaten yıllardır tanıyor. Kendisinin alışveriş yaptığı insanlar onlar. Eee heralde onu yanlız bırakmazlar. Tamam, tamam da, bu esnaf diye tanımladıklarımız kaç kişi. Yazalım. İlk hayırlı olsun yemeğine mutlaka geleceklerdir. Ama iş durumlarına göre artık dışarıda yemek yiyemeyen, sıkıntısından bunu belli de edemeyen o kadar çok kişi tanıyorumki...Size ne kadar gelebilecekler...?
  En az bir hafta bu kesim gözlemlenmeli. Pek belli etmeden sadece ne yaptıkları ile ilgili duruma bakılmalı. Nerede yemek yiyorlar, ne yapıyorlar az-çok tesbit edilerek bir durum raporu oluşturulmalı.

   Bu sorulara asla kafadan cevap verilmez. Unutmayın. Kazanmak istiyorsanız lütfen sözlerime kulak verin.
Tamam diyelimki durumumuz iyi olsun.
  Dükkanımız maliyeye yakın,
çokda çalışan var maliyede...(burada şunu söylemek için şeytan beni dürtüyor. Başta şu maliyeye yakın olmaktan dolayı duyduğunuz mutluluk, ilerleyen zamanlarda size acı verecek...:)inşallah öyle olmaz:)
Memurlar öğlen çıkıyorlar. Durumu iyi olanlar (Ev,araba, eşya taksitleri olmayan, çocuğunun masrafları az olan, eşi çalışan, evi kendine ait olan vs.) öğle yemeği yemek için sürekli adres değiştiriyorlar. Evet sizin için büyük bir potansiyel sayılabilir.
  Elde var 2- Konum doğru.
...........................................
Devamı başka bir yazı konusu olabilir...merak etmeyin Ayşe Hanım'a dükkanı açtıracağım
.Hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


Fikrinizi belirtmenizden mutluluk duyarım.
Yazacağınız her şey benbir için çok önemli ve kıymetli.