22 Kasım 2012

Girişim Dersleri 11



  Merhaba,
Dilerim herşey yolundadır...
 Bugün dışarda yağmur var. Severim yağmurlu havaları. Yazı sevenlerden değilim. Benbir eylül çocuğuyum. Iıııh başakmış, demeyin sakın, darılırım. Evet bazı gıcık başaklar olsa da (onlar yüzünden adımız çıkmış elliye) ben başak olmayı çok severim... Allah hepimizi bir mevsimde yaratmış işte. Demekki bizlerin tabiatı ona uygun. Razı olup, şükrediyorum Rabbime...zaten diğer türlüsü ne haddim, ne hakkım olur.

   Bu yağmurlu havalarda konularımızla ilgili biraz tefekkür edelim hadi;
Şu anda işi nedeniyle dışarıda çalışanları bir hayal etmeye, gözümüzün önüne getirmeye çalışalım...
    Kimler kimler...
 Pazarcılar mesela. Biz pazarlara gittiğimizde genelde herşey kurulmuş, düzenlenmiş, satış başlamış olur. Düşünür müsünüz hiç, bu kadar düzenek nasıl, hangi ara kuruldu? Ben düşünürüm.
Pazarcılardan biri bana komyonetini verse ve herşeyi sen hazırla dese, acil işi çıksa gitse, ben heralde değil o standı hazırlamak, malları çıkartmakla ve neyi nereye koyacağımı düşünmekle akşamı ederdim. O kadar zordurki pazarlarda satış yapılan o düzenekleri hazırlamak. Yılların verdiği alışkanlıkla hemen yapıverir, takıverirler ama emin olun bu büyük bir maharet ister. Diyelimki sebze meyve satsınlar, o zaman neredeyse geceden gidip sebze-meyve hallerinden ürünlerini alırlar.
  Soğuklarda arabalarda beklerler.
Sabaha doğru aldıklarını getirirler ve yerleştirirler.
   Mefruşat, tekstil vs. satanların işide kolay değildir. Herşeyi teker teker paketleyip, her defasında aynı özenle katlarlar.O arabalarına o kadar şeyi nasıl sığdırırlar bilemiyorum...orası tamamen bir bulmaca.
Zor işlerdir, kışın sobası yoktur, yazın kliması yoktur...Biz şurdan şuraya giderken üşüyorken, onlar akşama kadar dışarıda çalışır dururlar.
   Başka...inşaatçılar, tarımcılar, simitçiler, hurdacılar...ne bileyim daha çokta aklıma şimdilik bunlar geldi. Allah herkese yardım etsin.
Ekmek artık aslanın ağzında değil. Midesinde de değil...Siz aslanın ağzından almak için çalışıyorsunuz, yok...midesine bakıyorsunuz yok...birçok şey değişti...
   Çalışmak, üretmek güzel. Ama her güzelin bir kusuru, her gülün dikeni olduğunu biliyorsak zorluklara hazır olmalıyız. Öyle zor işler vardır ki, bu işlerde çalışan insanlar "ahhh keşke kışta kıyamette pazarda limon satsaydım" diyebilirler.
  Kimine zor gelen bir başkasına kolay gelir.
  Hayat böyledir işte. Bir doktor olmak ne kadar prestijli bir meslektir değil mi? Ama düşünün bütün gün hastalık dinlersiniz...Bazen bir dostumuzun 5 dakika süren bir şikayetini bile tam olarak , kendimizi vererek dinleyemeyiz...Doktor olmak zordur.
  Bir laborant düşünün, bütün gün üç şey inceler.
İdrar, gayta ve kan... Kolay mıdır sizce...Biraz birşeye yoğunlaşın bakalım, nasıl sıkılırsınız. Ama laborantlar bütün mesaileri boyunca mikroskobik ölçümlerden sıkılamazlar. Çünkü bilirler, en küçük bir hatanın bile telafisi yoktur.
  Öğretmen olmak ne güzeldir değil mi? Kutsal meslektir. Kolay mıdır sizce?
Bizim evde laf anlatamadığımız çocuklarımıza hayatı öğretirler. Hemde karşılarında 1-2 tane değil düzinelerce çocuk vardır...
  Bana en zor mesleklerden biri gibi geliyor. Herkes eğitimci olamaz. Çok özveri ister.
Meslekler, işler, herkes birşeylerin peşinde ömür tüketiyor. Mezarlıklar 100 yıl öncenin paşaları, tabipleri, muallimleri, âhîleri, esnafları, müdürleri, reisleri, beyleri, dilencileri, zenginleri, fakirleri, güzelleri, çirkinleri ile dolu. Her 50-100 yıl arasında bir şehir halkı olduğu gibi boşalıyor biliyorsunuz değil mi? Adresler değişiyor, gidenler asıl yurtlarına gidiyorlar. Buradaki boş adreslere gelenler ise handaki yolcular misali...kimse kalıcı değil. Bizler de değiliz. Günümüz, saatimiz gelince bizi de alacaklar oraya. Asıl misafir olduğumuz yer burası ama unutuyoruz işte. Sanki gitmeyecekmişiz, kendimizi buraya mıhlayacakmışız gibi davranıyoruz.
  Dünya kimseye kalmaz. Ne kadar zengin olsanız yanınızda kâr olan sadece iyilikleriniz ve kulluğunuzdur. Buda ne demek biliyor musunuz? Bu hayatın geçim kısmını oldukça kolaylaştırmak lazım...(düşünülenin aksine, yada ben böyle düşündüğümü söyleyeyim) Nasıl yani diye sorarsanız şöyle açıklayabilirim;
  Büyük yüklerin altına girmeden iyi bir girişimci olabilir ve hesabımızı doğru yaparsak rahatlıkla geçimimizi sağlar ve bu sayede bütün ömrümüzü, para kazanmaya harcamak dışında birtakım iyi ve hayırlı işlere ayırabiliriz...bu konu uzun bir konu.inşallah daha uzuun uzuuun konuşuruz.
...........................
 Havalar soğuk ya da sıcak bizi etkilemez. Biz kimiz; "girişimciler"...bir başka yazıda görüşelim inşallah...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


Fikrinizi belirtmenizden mutluluk duyarım.
Yazacağınız her şey benbir için çok önemli ve kıymetli.