25 Kasım 2012

Girişim Rüyası 1

 

    Merhaba,
   Bugün sizlerle ne kadar zamandır birşeyler yapmak istediğinizle ilgili konuşalım.
Maddi ihtiyaçlardan dolayı mı girişimci olmak istiyorsunuz, yoksa üretmek, kendi ayakları üstünde
durabilmek için mi? Ya da başka onlarca sebebi olabilir. Benimle paylaşırsanız sevinirim.
    Devam edelim konumuza.
Aylık ne kadar kazanmayı hedeflersiniz? Eğer ev ortamında birşeyler yapacaksanız hesaba dayalı bir plan yapmamız gerekecek.
Ama ev değil de dışarıda birşeylerle meşgul olacaksak o zaman tamamen farklı argümanlar konumuza dahil oluyor. Sadece hesap-kitap yetmiyor.

   Yıllar önce ilk işim pekde başarılı sonuçlanmayınca bir konuda uzmanlaşmak istedim. Kursa gitmek fikrinde karar kıldım. Ve bana uygun olabileceğini düşündüğüm kursları araştırmaya başladım. O zaman belediyelerin yapmış olduğu İsmek benzeri yerler yoktu.  Sadece halk eğitimde bu tür eğitimler veriliyordu. Ben de bir baktımki gidebileceğim kursların çoğu dolmuş. Zaten bulunduğum şehirde merkezde bir tane kurs vardı. Oda belli sayıda öğrenci ile yılı tamamlıyordu.

  Eveet ne yapsam, nereye gitsem derken (ahşap boyama o yıl çok meşhurdu) ahşap boyamaya kaydolmak için kursun yolunu tuttum. Niyetim ilk yıl eğitim alıp , 2. yıl dükkan açıp hem ürün satmak, hem de eğitim vermek:) Eeee girişimciyim ya, o kadar olsun değil mi?..
   Kursa gittiğimde bir baktımki tanıdığım bazı arkadaşlarım kursun önünde sıra olmuşlar. Hayırdır ? konuşmaları falan... Onlarda kursa kayıt için gelmişler. Herkes farklı bir bölüm istiyor. Sanki üniversiteye gideceğiz. O kadar ciddiye alıyoruz yani...O sırada önceki yıl burada eğitim almış başka bir arkadaşım geldi yanımıza. Ne yapıyorsun, muhabbetinden sonra kayıt için geldim dedi. Geçen sene gittiği bölümden çok memnun kalmış, tekrar gitmek istiyormuş. Allah Allah, o anda kafam allak bullak oldu. Ne idiki bu bölüm, bu akıllı, hanımmefendi kız 2 vesait değiştirerek buraya 2. sene tekrar geliyordu. Bölümü sordum. "Hazır Giyim" dedi. Diğer arkadaşların "ne giyim ne giyiim?" dediklerini gülümseyerek hatırlıyorum. Bu arada yaşımız 21-22 ehem-ehem...
Her neyse, o konulara girmememiz lazımdı değil mi?:)
   Evet bu sakin arkadaşımızın bize hazır giyimin ne olduğunu anlatmasıyla beraber biz başka dünyalara daldık. Bazıları kesinlikle mefruşata gitmek istiyordu. Bir an önce evlenmek yuva kurmak isteyen guruptu bunlar:) Çeyiz için falan işlerine yarayacağını düşünüyorlardı. Gerçekten öyle
oldu, mefruşata gidenlerin hepsi çeyizlerini kursta tamamladılar. Hem o kadar ki ; overloklarını bile bize çektirdiler:) Çeyiz için mefruşata gidenler çok doğru karar vermişlerdi, çok güzel ürünler çıkardılar ortaya.
   Ama benim gibi girişim ruhunu tatmin etmek isteyen bir çömez neler yapmıştı, asıl onu anlatmaya devam edelim.
Evet arkadaşımız bize hazır giyimin çok avantajlı olduğunu, derslerin sanayi makinalarında yapıldığını, bazen yapılan derslerde dikilen işlerden bile döner sermaye ile para aldıklarını, dikişi çok iyi öğrendiğini, üstündekini bile kendisinin diktiğini, (lütfen burada bizi hayal edin, arkadaşın üstünde çuval gibi bir kıyafet var, biz vaav gerçekten sen mi diktin diye onu çekiştiriyoruz...ah ah gençlik işte:)), velhasıl hazır giyimi bize bir anlattı, bir anlattı, sanırsınız Oxforda gireceğiz:) Ama aklımızı çeldi işte. Beni en çok cezbeden yanı, itiraf ediyorum; "döner sermaye" kısmıydı. (Yanlış anlamanızı hiiç istemem, normalde öyle paracı biri değilimdir. Yani baktığı heryerde para simgesi görenlerden değilim. Allah korusun. Ama iş konularında kafam direk böyle çalışıyor...)
  Eveeeet, tecrübe denilen şey nedir?
Koca halk eğitim merkezinde, döner sermayenin bir yıl boyunca size hiiç dönmeyeceğini er-geç anlamanızdır:)
  Başkalarının deneyimleriyle karar vermenizin, sorgusuz sualsiz kabul etmenizin sizin bir senenize mâl olduğunun farkına varmanızdır.
  Tecrübe güzeldir, güzeldir de çoğunlukla acıdır. Tatlı görünür, içmek istersin ama öyle bir tadı vardır ki, yut yutabilirsen.
  Bende yuttum...bir sene boyunca sabah 8.00-13.00 hazır giyim kursuna gittim. Halk eğitimin bizlere getirdiği işleri yaptık. Bol bol overlok çektik. Burda dergisinden model çıkarmayı öğrendik. Hazır giyim makinalarının birçoğunu gördük. Ama hocamız el sürmemize izin vermediği için sadece dikiş makinası, overlok makinası ve sanayi ütüsünü kullanabildik. Diğer makinalar yıl boyunca sınıftaki mumyalarımız oldular. Onları koruduk, gözettik, el sürmeden, tertemiz bir şekilde bizden sonraki yıllar içerisinde namuslarını korumaları için dualar ettik. Eee bize yâr olmadı ya, o yüzden biraz da "ah" ettik.
  Halk eğitimde birşeyler öğrenmedim mi? Hayır öğrendim.
O kadar başarılıydım ki hocamın o zaman emeklilik yaşı geçmiş biri olduğunu söyleyerek belirteyim,
"benim gibi bir öğrencisi daha olmamıştı". Sürekli bana dikilecek şeyleri verirler, bende emeğimi asla esirgemezdim. Çünkü ne kadar yapsam benim için iyi olacaktı, ben böyle düşünüyordum.
Ama tüm bunlara rağmen benim için hazır giyim hatalı bir karardı. Nedenini merek ediyorsanız bir dahaki yazımızda görüşelim inşallah.
  Hoşçakalın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


Fikrinizi belirtmenizden mutluluk duyarım.
Yazacağınız her şey benbir için çok önemli ve kıymetli.