25 Kasım 2012

Girişimci Ruhum 4

   
  Merhaba,
Hepinize hayırlı, güzel bir akşam diliyorum.
   Benim hikayemle devam edelim mi?
En son nerede kalmıştık;
  Kumaşçı dükkanında kumaşları almakla almamak arası bir karar vermem gerekiyordu.
 Her şeye hazır olduğumu zannederek, olabilecek tüm ihtimalleri de göze alarak kumaşları aldıııım.
Cebimde kalan 7 lira ile de iplik,tela,
düğme ve eteğe astar almış eve dönerken "Allah'ım sen bana yardım et" duasının bildiğim bütün versiyonlarını okuyordum...
   Eve gidip , abimle durumu paylaşıp, bu ay idare edecek biraz para bulmasını söyleyecektim. O günkü bakış açımla benim için başka çare yok gibiydi...Planım buydu:)
  Borç almak! Girişimcinin en büyük düşmanlarından biridir. Bunu bir kenara not edelim, bu konuyu ayrıca uzun bir şekilde ele almayı da unutmayayım inşallah.
Eveeeeet, borç bulmayı kabul etmeyen abim durumu hemen babama söyledi. Tabii hem haber vermediğim için yediğim yağlı boya-badana-fırça yanıma kâr kaldı, hemde 1,5 gün içinde bitirilmesi hayat-memat meselesi olmuş kıyafeti dikme projesi.
   Yaşadığım üzüntüyle girdim odaya, başladım elimdeki topu topu 4-5 burda dergisinden model bakmaya. Onun kolu, onun önü, onun arkası derken tabiri caizse "toplama" bir modelin kalıbını çıkarttım... Kumaşımı mağazadan beri çıkarmamıştım poşetten. Çıkarmak için elime poşeti aldım. İçinden itina ile kumaşları çıkarıp halının üstüne serdim. Çok güzeldi.
 Odanın içinde kapalı kapıya dönerek abime; "bu yaptığından dolayı utandıracağım seni" diyerek bağırdım. Sonra ağladım, ağladım.
Neyin hayalini kuruyordum, halim neydi?
  Elimde taksitle alınmış ev tipi bir dikiş makinası, bir kaç renk iplik, birkaç dergi kalıbı, bol bol hayal vardı. Başladım kalıplarımı yerleştirmeye. Son kontrolleri yaptıktan sonra kumaşımı kestim.
Sürfile dediğimiz benim makinamla yapılabilecek çakma overloğu yaptım. Sonra dikmeye başladım. Makinalar bir acayiptir. Başına oturdunuz mu kendinizi unutursunuz. Diktim diktim. Gece sabaha yaklaşırken benim kıyafetin iskeleti çıkmaya başlamıştı.
Hazır giyimci olmasam:) nerdee.
  Daha kesimi bile bitmemiş olurdu herhalde. Ama gerçekten serî dikmeyi öğrenmiştim. Ertesi gün bütün gün makinadan kalkamadım. Akşama doğru aynanın önünde şık bir hanım vardı.
Abim gördüğünde hakikaten sen mi diktin?dediği ana kadar hem yorgun hem de moralim çok bozuktu.
 Ama işte tam o an; "çok şükür" dedim.
Benim açık sözlü, her şeyi olduğu gibi söyleyen abim, pek bir şey beğenmez ve abartmak şöyle dursun sürekli eleştiren biri olarak şaşmış kalmıştı. Bakıp bakıp, hakikaten sen mi diktin? diye sordu durdu.
Evet, abim böyle dediyse, yarın düğün süper geçecek dedim içimden. Veee beklenen gün geldi.
Cumartesi ve düğün saati yaklaştı. Ben hala düğmeleri dikiyorum bu arada:) dikişle uğraşan herkesin tahmin edebileceği gibi:)
...............................
  Bir dahaki ve bu serinin son yazısında görüşelim inşallah.
  Hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


Fikrinizi belirtmenizden mutluluk duyarım.
Yazacağınız her şey benbir için çok önemli ve kıymetli.