09 Aralık 2012

Ayşe Hanım ne yapsın? 4



Merhaba,
Bugün sizlerle Ayşe Hanım'ın iş serüvenlerinden  birini daha paylaşmak istiyorum.
Ayşe Hanım içimizden biri...
Bugün itibariyle ülkemizde 418.264 kişi Ayşe adını taşıyor...
Bunun dışında ne Ayşe, ne Fatma'dayım...mesele bizlerin hallerini en doğal haliyle yansıtabilmek.
Ayşe Hanım bir şeyleri üretmeyi çok seven, ruhunda fırtınalar kopan, kendisini; içindeki soruların cevaplarını verebilmek için sürekli geliştiren, yeri geldiğinde zorlayan, ama ne yapacağını bir türlü kestiremeyen bir hanım.
Becerikli, üretici, ufku geniş, vizyonu sağlam bir hanım.
En önemlisi girişimci doğanlardan biri...yani ne yaparsa yapsın, ne ile uğraşırsa uğraşsın aklının bir köşesinde hep üretmek var.
Bununla mutlu oluyor. Bununla huzur buluyor. Burada şunu eklemek istiyorum.
Hayranı olduğum, kendisini zerre miktarı anlayabildiysem, örnek aldığım Koca Mimar Sinan, bir insanın kısa denilebilecek hayatına ne eserler sığdırmıştır. Bugün kullandığımız ve sanki mahkum olduğumuz, kendimizi mecbur hissettiğimiz teknoloji olmadan bunları yapmıştır.
Benim inancım o ki, bugün yaşayan insanların içinde de Mimar Sinan gibi düşünen, yetenekli ve üretici insanlar mutlaka var.
Ama şartlar, durumlar o kadar değişti ki, kendi içlerinde yapmayı hayal ettikleriyle beraber yaşamak zorunda kalıyorlar. Ve işte içlerinde kopan fırtınalar burada kendisini gösteriyor.
Her insan bir yetenekle doğar.
Hiç bir işe yaramaz dediğiniz kişinin bile bir güzelliği vardır. Bakmayı bilirseniz tabii.
Ayşe Hanım'da Allah'ın kendisine vermiş olduğu yeteneğin farkındadır. Ve bir şeyler yapmak isteğindedir.
Eveeet, Ayşe Hanım ne yapacak acaba? bakalım...
Bir dükkan açmak istiyor kendisi.
Sabah yatağından kalkar kalkmaz bir an önce varmak istediği, bismillah deyip kapısını açmak istediği, kışın soğukla beraber içinde sıcacık çayların içildiği, yazın ikindi vakitlerinde uzun sohbetlerin edildiği, sıcak mı sıcak, huzur dolu, kendisine ait, bir mekan olmasını hayal ediyor.
 Aylarca düşünüyor, yazıyor, çiziyor, tüm ayrıntıları not alıyor.
Hangi rengi sevdiğinden tutun, dükkanının duvar kağıtlarına, kullanacağı kablolu telefondan, misafirlerine ikram edeceği çayın tabağının nasıl olacağına kadar bir çok ince boşluğu dolduruyor kafasında.
 Ayşe Hanım kendi ürettiği ürünlerden oluşan bir dükkan hayal ediyor. Kendisi küçük mobilya ve ev aksesuarları dizaynı üzerine eğitim almış, tasarlamayı çok seven ve beceren biri.
Ama düşünüyor  kendi yaptığı malzemelerle bir dükkanı doldurabilecek mi?
Diyelim birgün bir müşteri geldi ve bütün ürünlerini aldı(bu çok güzel bir şey ama) ertesi gün dükkanına ne koyabilecek?
Ayşe Hanım'ın beceri sahası pastahane gibi değil. Yani bir kaç saat içinde bir kaç çeşit pasta çıkarmaya benzemiyor. Bazen bir pastadan kazanılabilecek paradan çok daha azı için günlerce emek veriyor...
Emekli iş vesselam. Ama zevkle yapıyor, o ayrı konu...emeğinin karşılığını çoğu kez duyduğu güzel söz,  takdir ve iltifatlar ile tamamlıyor.
Dükkan açmayı kafasına koyan Ayşe Hanım şu hesabı (mutlaka) yapıyor;
Örneğin:
-dükkan kirası ( x 6 ay )=1000 tl kira x 6 = 6.000 tl
-dükkan içi dekoru (bir çoğunun işçiliğini kendisi yapacak)= 2.000
-kullanacağı raf, dolap vs. ürün aksesuarları= 1.450
-Buzdolabı, mutfak malzemeleri, tüp, temizlik malzemeleri, masa, sandalye vs.= 1.130
-Klima=1.100
-Dükkan açılışı için resmi harçlar, muhasebeci, noter, bağ-kur giderleri = 1.050
-Tabela, reklam broşürü vs.= 600
- yazar kasa, pos cihazları, elektrik, su abonelikleri, iletişim, internet =
1.000
Bu hesabı yaptıktan sonra yaklaşık 14.000 lira ile bu dükkana adım atabileceği ortaya çıkmış oldu. Farkındaysanız henüz dükkanın içinde hiç malzememiz yok.
Bu sadece boş raflı dükkan hesabımız.
Şimdi birde her ay ödememiz gerekeni kısaca hesap edelim;
-bağ-kur
-vergi, 3 ayda bir stopaj, muhasebeci,
-elektrik, su,iletişim, internet, temizlik, gıda, yeme-içme,
-broşür, kart vs.
-6 aylık kiramızı verdiğimiz için 6ay rahatız, ama sonra kira,
-değinmek istemediğim bir sürü ayrıntı, masraf...
& en az 2000 lira hiç dokunmadan, sadece ödeyeceğimiz bir para kazanmamız gerekiyor. Yani biz para kazanabilmek için bu dükkanımızda aylık 3.000(bu haliyle cebimize 1.000 lira kalır kalmaz~),4.000 lira(cebimizde 1.000-1500 kalacak) kazanmamız lazım.
Şimdi Ayşe Hanım'ın çok akıllı olması gerekiyor.
Bu işi gerçekten başarmak istiyorsa şu 2 şeyi göze alacak, gerçekten 4.000 lira ve üzeri kazanabilecek mi? Diyelim ki kazanamadı, o zaman 5 parasız sadece dükkanının kirasını vererek, devlete borçlanmayarak, ürünlerini yapmaya devam ederek, bu düzeni devam ettirse, içindeki girişim ruhunu bu şekilde ne kadar daha barındırabilecek?
Ay sonu oldu mu, Ayşe Hanım 5 lira kazanmamış bile olsa, kirasını ödemek zorunda kalacak.
Bağ-kur' u her ay işleyecek.
Otomatik vergiler işleyecek.i
Muhasebeci para isteyecek.
Yemek yiyecek, yedirecek, telefonla konuşacak.
Belki elektriği fazla kullanmayacak, üşüse de klimasını açmayacak, hırkasıyla avunacak, terlese de vantilatör kullanacak...ya Sabır çekecek...
Ama siz her halükarda
(en az!!!)2.000 lira borçlanacaksınız.
Ayşe Hanım bu hesabı tekrar tekrar yaptı ve kararı "ben bu yükü kaldıramam" noktasına geldi ise, Ayşe Hanım' ı lütfen zorlamayalım.
Bu gerçekten kolay taşınır bir yük değildir. O kadar çok insan bu hesabı doğru yapamadığı için hayatını sıkıntıya sokuyor ki...Ayşe Hanım lütfen bunlardan biri olmasın.
Çünkü (anlatmak istediğimi ne olur korkutmak gibi düşünmeyin),Ayşe Hanım çok başarılı olup aylık 2.000
lira da kazansa onun eline bir şeycik kalmayacak. Dükkan sahibi mutlu olacak, devlete borçlanacak... kendisi bir şey kazanamayacak.
Ama o kazanmak da istiyordu hani?
Evet o zaman farklı bir yol bulacağız Ayşe Hanım'a. Sonraki yazılarda inşallah.
Ama diyelim ki çok iddialı, ben bu yükü taşırım, en azından denemek istiyorum diyorsa, o zaman bir şans vereceğiz Ayşe Hanım'a.
Batsa da, çıksa da bu onun tecrübesi olacak.
Ayşe Hanım kendi ürünlerini yetiştirebilme durumu olmadığını anladığından, aklına şöyle bir fikir geliyor. Dükkanını açmadan önce, yaşadığı şehirde bulunan " ismek " benzeri kurslara gidiyor. Orada bulunan eğitimcilerden izin alıp, durumu ve ciddiyetini anlatıp, yetenekli ve iş yapmak isteyen insanlarla görüşme talep edip, tüm malzemeyi kendisinin vereceğini, bunun karşılığında kendisine iş yapmak isteyenlerin olup olmadığını öğrenir.
Onlara bir ilan formu bırakır. Bu ilan formunda ileriki günlerde, şehrin güzel bir pastahanesinde onlarla beraber yapılacak bir toplantı çağrısı vardır. Hiç kimsenin gelip gelmeyeceğini bilmese de oraya gider ve hazır bekler. Bir kişi bile gelse ona çok özel davranır. Kesinlikle hayal kırıklığı içinde olmaz...Onlara hayallerinden bahseder. Yaptıkları işler karşılığında kıytırık paralar ödemeyeceğine dair güven verir. Ve insanlara, bu sizinde dükkanınız olacak, ben iş sahibiyim, ama emek hepimizin olacak diye uyum mesajları verir. Ardından soruları tüm samimiyetiyle cevaplayıp, satışını yapmayı düşündüğü bir-kaç objenin görsellerini gösterir. Bunlara benzer malzemeleri ne kadar zamanda yapabileceklerini ve el emekleri karşılığında istedikleri bedelleri dikkatle kaydeder.
Sonra gelenlerin hallerini, tavırlarını, mimiklerini inceler. İnsanlar hemen anlaşılmaz, en az 6 ay lazım ilkesini aklından hiç çıkarmayarak, daha sonra kendilerine bilgi vereceğini söyleyip bu ön toplantıyı bitirir.
Heyecan duyan biri olmuştur mesela, biri emeğini çok yüksek söylerken, biri çok düşük tutmuştur. Biri bir işi bir günde bitiririm derken, bir başkası 3 günden önce bitmez demiştir.
Ayşe Hanım uzun uzun düşünmüş ve 2 kişiye geri dönüş yaparak onlarla çalışmak istediğini söylemiştir.
Diğerlerini de arayıp(mutlaka aramalıdır, mesaj olmaz), üzgün olduğunu inşallah portföyünü büyüttüğünde onlarla çalışmak için
tekrar arayabileceğini söyler.
Kalp kırmaz, ileride ne olur ne olmaz diye, kibarlığı ve alçak gönüllülüğü elinden bırakmaz.
Ama mutlaka arayacağım gibi kesin bir umut da vermez. Kapıyı hep açık bırakır.
Ayşe Hanım hazırdır. Bir konsept bulur, buna göre 2 ay zarfında satışı yapılacak malzemeleri hazırlayıp, 2 ay içinde dükkan vs. işlerini tamamlayıp, dükkanını şubat ayının başında açacak şekilde planlar.
Konsepti sevgililer günüdür.
Güllü, kalpli, pembe ve beyazlarla dolu çok özel bir koleksiyonu hazır ederler. 3 kişidirler ve uyum içindedirler. Ayşe Hanım dükkanda durmakta, diğer hanımefendiler evlerinden verilen işleri hazırlamaktadırlar. Nazarlardan Allah'a sığınarak işlerini harika bir biçimde tamamlamaktadırlar.
Bu arada Ayşe Hanım şehirdeki tüm mimarlara, özellikle iç mimarlara, dekorasyon firmalarına açılışı için küçük davetiyeler bastırmış ve göndermiştir.
Şahsa özel çalışma yapılabileceğini de ayrıca çok özel bir yazı ile çerçeveletmiş ve dükkanına asmıştır.
Ayşe Hanım mutludur.
Başlangıcını güzel yapmıştır. Önüne çıkabilecek engelleri aşmak için Allah'tan yardım istemeyi hiç elden bırakmaz, gelirini-giderini düzenli kaydeder, sadakasını verir, helâl kazanmaya ve çalışanlarının hakkına son derece itina göstermeye dikkat eder.
Ayşe Hanım bakalım önümüzdeki günlerde neler yapacak?
Hoşçakalın...



8 yorum:

  1. :) sonu iyi olur inşaallah...

    YanıtlaSil
  2. inşallah...
    daha eklemek istediğim çok şey vardı ama post çok uzadı.
    artık devamında...
    umarım bir fikir olur.

    YanıtlaSil
  3. ÖNCELİKLE MERHABA ALLAH AYŞE HANIMIN YOLUNU ACIK ETSİN HAKINDA HAYIRLISI OLSUN TAKİPTEYİM SİZİ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.Allah hepimizin güzel olan yollarını açık etsin.
      Her zaman beklerim, başımın üstünde yeriniz var. Ben de az önce baktım blogunuza, maşallah hayran kaldım yaptıklarınıza.
      Hoşçakalın.

      Sil
  4. tanıştığıma memnun oldum.
    Ayşeler azimlidir başarır.
    takibe aldım bir kase lezzet çay içmeye bekler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben daha çok memnun oldum inanın. Blogunuzda kendimi kaybetmişim, ancak toparlayabildim:)
      Asıl ben sizin gibi hamarat bir hanımefendiyi takibe aldım.
      Başımın üstünde yeriniz var...
      Hoşçakalın.

      Sil
  5. Bloğunuz çok hoş elinize emeğinize sağlık...izlemeye aldım banada beklerim selametle kalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rica ederim, iltifat ediyorsunuz.
      sizin bloğunuz yanında benimki çok çömez kalır...
      bende sizi aldım listeme, bloğunuza girdim, girmez olaydım:)
      kızım yanımda, ben konuşamayacak kadar hastayım,ateşim var titriyorum desem yeridir,vakit geçirmek için yavrum yazık bana takılıyor... kızım kirpi kurabiyelerinizi gördü...oda bende bayıldık, çok hoşumuza gitti de bunun bir de devamı var...
      şimdi değerli hanife hanım, o kurabiyeleri kim, nasıl yapacak?
      o sorunun cevabını bulamadım blogda...bir bilen varsa bana acil yardım:)
      görüşmek dileğiyle.
      not: yani böyle güzel şeyleri ortalık yere koymayalım yaaaa
      çoluk var çocuk var...yapamayacak anneler var, sadece anneler baksın başlığı açalım bence:)

      Sil


Fikrinizi belirtmenizden mutluluk duyarım.
Yazacağınız her şey benbir için çok önemli ve kıymetli.