Merhaba, Sizlere kişisel bir hayat planı yapacağımı söylemiştim. Bu plan benim zamanımı organize etmenin dışında, neyin daha önemli veya neyin daha öncelikli olduğunu da görmemi sağlayacak. Ama baştan belirteyim uzun bir yazı olacak, bu konuyu kısa kesmemin imkanı yok...
Size anlatacağım hikâye eski aslında. Ama hikâye olmayan kısmı yeni... Ben küçükken her sene, yaz - kış demeden yılda en az iki kere, evimizin üç adet Isparta halısını itinayla yıkar, parlatır, sanki yeni almışçasına mutlu olur ve günler boyu üzerine sevinçle basardık... Daha dört-beş yaşlarındayken halıya hortum tutmayı öğrenmiş, altı-yedi gibi yavaş yavaş elime fırçayı da almıştım. Dokuz yaşıma geldiğimde, fırçadan çok hortumu tutmak istesem de...annemin elindeki oklava beni bundan şiddetle men etmişti...
Yürüyorum. Aylardan sonra ilk defa yağmur var ve benim yanımda kimsecikler yok bugün. Bir nevi firardayım. Bu şehrin yağmurları azdır. Mutlulukları da öyle. Ama bugün şiddetli yağıyor. Beynimi kemiren düşüncelere ortak olurcasına daha da hızlanıyor. Yanımda şemsiyem yok. Caddenin kenarında, biraz ileride bir hırdavat dükkanı görüyorum. Oradan bir şemsiye almalıyım.
Ayyy ne sekerler ;)
YanıtlaSilSen nasil birsey yapacaksın merak ettim; )
Ne ciciler bunlar.
YanıtlaSilgüzel bır etkınlıkmıs bence cok hoş fincanlarımızın neden çeşit çeşit renk renk kıyafetlerı olmasın :)olsun olsun...
YanıtlaSil