27 Ağustos 2013

Osmanbey Apartmanı


Osmanbey apartmanında oturan ailelerin komşulukları çok eskiye dayanıyordu.
Sudenaz hanımın çocukları Türkan hanımın evinde, elinde büyümüştü.
Yakın memleketli oldukları için kültürel birliktelikleri de çok fazlaydı.
Yıllar boyu yedikleri-içtikleri ayrı gitmemiş ve kardeş gibi olmuşlardı.
Diğer bir komşu İmran hanımdı. Mizaç olarak çok sıcakkanlı olmasa da, o da diğer arkadaşlarına yakındı ve iyi komşuluk yapmak için elinden gelen özeni gösteriyordu.
En alt katta ise Iraz hanım vardı. Onun çok büyük ailevî problemleri olduğundan bir türlü komşularına istediği vakitleri ayıramıyor ve bu yüzden çok üzülüyordu...
Ailesini bölüp parçalamak isteyenler Iraz hanımın bütün hayatını alt-üst ediyor ve onu huzursuzluğun en dip kuyularına hapsediyorlardı.
Biraz ilerde oturan Melek hanım bu komşuların birlikteliğini çok sever ve hep onlara özenirdi. Onunda bir zamanlar bu apartmanda oturmuşluğu vardı ve eski günleri hatırlayınca gözleri doluverirdi.
Bu apartmanda komşuluk bir başkaydı.

Bütün mahalle komşuluklarına gıpta ettikleri bu örnek hanımlara özenerek bakardı.
İki kişi hariç.
Biri; biraz aşağı tarafta oturan ve hiç kimseyle anlaşamayan İsminaz hanım, biri de aslında uzak sayılabilecek bir mesafede oturan, herkese dost görünmeye çalışan ama arkada herkesin kuyusunu kazan Abide hanım idi...
......
Bir gün Abide hanım İsminaz hanımı çaya davet etti.
Konu belliydi...Ne zaman buluşsalar Osmanbey apartmanını çekiştirirler ve içlerindeki nefreti ve kıskançlığı ortaya koyarlardı.
Abide hanımın eşi, farklı kişilere ait sermayeleri kullanarak zengin olmuştu.
Zenginliğiyle övünüyor ve bunu herkesin başaramayacağını(!) her fırsatta belirtiyordu. Abide hanım çayını yudumlarken; "kocam müteahhitliğe başladı" dedi.
İsminaz hanım hiç şaşırmadı.
"Çok sevindim" diye ekledi. Abide hanım hemen devam etti; "ilk projemiz mahalleyle ilgili"... Merakla "nedir?" diye sordu İsminaz hanım.
"Şu apartman fazla eskidi...Onu yenilemek lazım..."
Yanlış duymamıştı; "Osmanbey apartmanı mı? " derken sevincini saklamaya çalışmamıştı...
"Evet" dedi Abide hanım.
"Eşim orayı yıkarak yeni bir apartman yapmak istiyor...
Ama önce komşuların arasını bozmak lazım, değil mi sevgili İsminazcığım..."
İki kafadar kahkahalara boğuldular.
Abide hanımın eşi mahallede yeni bir yapılanma olmasını ve eskiye dair ne varsa bunu yok etmek istiyordu.
Planları arasında ileride buraya başkan olmak bile vardı.
Kendince bir kamuoyu yoklaması yapmış ve İsminaz hanımın eşinin de bu yapılanmadan rahatsız olduğunu, üstelik olur olmaz her yerde "eskiden beri mahallede kendisine ait olan yerlerin varlığından bahsettiğini" öğrenmişti.
Ona göre de Osmanbey apartmanı yıkılmalı ve kendisinin de içinde bulunduğu farklı bir proje hayata geçirilmeliydi.
Bunun için para harcamaya bile hazırdı.
Plan belliydi; herkesin evini satması için bir sebep gerekiyordu.
Ve... yılların dostluğunu bozmak için bu ikili defalarca bir araya geldiler.
Çok konuştular, çok düşündüler...
En sonunda planın ana taşları belli oldu. Ve hiç vakit kaybetmeden uygulamaya geçtiler.
Öncelikle en zayıf halkadan başlayacaklardı.
........
Iraz hanımın derdi başından aşkındı.
Onu aradan kolaylıkla çekip alacaklardı.
Bir gün, bir vesile ile başlatılan(!) kavga sonunda Iraz hanım artık kimseyle konuşmaz oldu...
Ve evini satarak başka bir mahalleye yerleşti.
Ardından Abide hanımın uzun çalışmaları neticesinde, kendisi ortalıkta hiç görünmediği halde bir başkasıyla sürekli haberler göndererek Sudenaz hanımın aklını da bulandırdı.
Güya; Türkan hanım onun hep arkasından konuşuyor ve her zaman kötülüğünü istiyordu.
Bu fitneye inanan Sudenaz hanım, onca yıllık dostluğu bir kenara bırakarak evinin kapılarını tamamen kapattı. Evini satmıyor, kimse ile de görüşmüyordu.
Abide hanımın istediği tam olarak bu değildi ama...şimdilik alınan bu sonuçta hiç fena sayılmazdı.
Türkan hanım çok üzgündü.
Yıllar boyu anneleri babaları beraber yaşlanmış, çocukları beraber büyümüş komşular ne hâle gelmişlerdi.
Tam İmran hanımla teselli bulacakken oda başka bir fitne ateşi ile uzaklaşmış ve komşularına kapılarını kapatmıştı.
Melek hanım uzaktan bu olup biteni seyredip neler olduğunu anlamaya çalışırken onun oturduğu bina da yıkılmış ve yeni müteahhitleri olan Abide hanımın eşi, onları alavere ile kapı dışarı etmişti...
Ve.....
Apartmanda bulunan üç komşu eskiye ait bütün bağlarını kopararak, unutarak düşman olmuşlardı.
Kim ne yaparsa yapsın, yapılan olumsuzlukları hep birbirlerinden bildiler.
Abide hanım ve İsminaz hanımın eşleriyle yaptıkları plan gereği her gün bir olay çıkıyor(!)ve bu plana göre başkalarının kirli elleri ile yaptırılan işler sonunda, üç eski dost olanca hıncıyla birbirlerini suçluyorlardı.....
Apartmanda huzur kalmamıştı.
Birbirlerini lanetleyecek kadar ileri giden komşular, ellerini başlarının arasına alıp bir düşünseler, aslında asıl düşmanın kim olduğunu görecek ve yaptıklarından geri adım atacaklardı.
Ama bilmiyorlardı ki; her gün aldıkları mahallenin gazetesi bile, İsminaz hanımın beyinin ellerinden kusursuzca çıkan bir düzmeceydi...Herkese ayrı bir gazete vermeye başlayan bakkalı ikna etmek ise hiç de zor olmamıştı...
........
Mahalleyi değiştiren Abide hanımın eşi ve kurnaz finansörü İsminaz hanımın eşi ise bu kadar kolay elde edeceklerini tahmin etmedikleri bu başarıyı her vesile ile kutladılar.
Sık sık bir araya gelen kafadarlar, eski dostları getirdikleri hâle kendileri bile şaşırıyor, mutluluktan uçacak gibi oluyorlardı...
.........
Osmanbey apartmanı mı?
Yıkılmak üzere........
.........
Abide hanım: ABD
İsminaz hanım: İsrail

Türkan hanım : Türkiye
Iraz hanım: Irak
Sudenaz hanım: Suriye
İmran hanım: İran
Melek hanım: Mısır
Osmanbey Apartmanı: Ortadoğu

12 yorum:

  1. çok doğru bir hikaye olmuş bravo ama abide ve isminazın unuttukları bi şey var .... onların sonlarınada çok yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Meri,
      İnşallah...inşallah.
      Teşekkür ederim.
      Sevgilerimle♥♡♥

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Değerli Nebihan,
      Estağfurullah, çok teşekkür ederim.
      Sevgiler♥♡♥

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Değerli SemaNur,
      Teşekkür ederim.
      Sevgiler♥♡♥

      Sil
  4. HAYATIM İNANILMAZ
    ÇOK GÜZEL YAZMIŞSIN
    KALEMİNE SAĞLIK

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili ablacığım,
      Estağfurullah, keşke anlatabilsem içimdekileri...
      Teşekkür ederim güzel sözlerin için.
      Sevgi, selam ve dua ile♥♡♥

      Sil
  5. ne kadar güzel olmuş ya helal olsun bu kadar güzel anlatılır ortaya dökülür durumlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli Sinem hanım,
      Estağfurullah, Çok teşekkür ederim,
      Sevgiler♥♡♥

      Sil
  6. Bismihi Subhanehu..
    ''sizin şer bildiğiniz şeylerde hayır, hayır bildiğiniz şeylerde şer vardır'' ayetine binaen derim ki; abide ve isminaz hanımlar ne hesap yaparsa yapsın Allah'ın hesabı tüm hesapların üzerindedir. Ve tüm hesaplara galiptir. Karanlık çok arttı. O halde sabah yakındır. Bu bir avunma değil, Allah'a olan tam bir güvendir. Her bir şehit çok daha kapsamlı belalara paratonerdir. Onlar şehit olarak, bizler ise tatlı lüks uykularımızdan ''lezzetleri cidden acılaştıran ölümü çokça zikrediniz'' mesajıyla uyanıyoruz.
    Maesselam, maeddua.. Fiemanillah..

    YanıtlaSil


Fikrinizi belirtmenizden mutluluk duyarım.
Yazacağınız her şey benbir için çok önemli ve kıymetli.