Kayıtlar

benbir meraklıyım etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Hâtırâtın Sarsma Kuvveti

Resim
Bundan kısa bir süre önce 3 tane kitap sipariş ettim... Beni neyin beklediğini bilmeden... Bildiğini zannederken...aslında hiç bir şey bilmemek bu demek sanırım. Okumaya başladığımda, daha kapağı açarken bile benim için her şey çok normaldi... Sonuçta bir kitaptı bu...her zaman okuduğum gibi...bir kitaptı... ... Durum hiç böyle olmadı sevgili okuyucu...hiç böyle olmadı...

Şûle

Resim
Adı Şuleydi. Lisede aynı sınıftaydık. Başarılı bir arkadaştı. Ama beni en çok ilgilendiren yönü; çok güzel yazmasıydı...el yazısından bahsetmiyorum... Hakikaten güzel yazardı. Bazen teneffüslerde yanına oturur, yazdıklarını okumak isterdim. İlginç denilecek seviyede sırlı bir kızdı Şule... Yanına oturur oturmaz defterini kaldırır, sıranın altına koyar, "bakabilir miyim?" cümlelerini daha tamamlayamadan "Hayır" derdi...

Bir Aşk Hikâyesi

Resim
Çok yakışıklı bir gençti. Yaşadığı beldede o kadar dikkat çekiyordu ki bütün genç kızlar onu görmek için geçtiği yollarda bekler ve onunla konuşmaya can atarlardı. Ailesi çok varlıklıydı. Oğullarına nazlı bir çiçek gibi davranır, onun hiç bir şekilde üzülmesini, incinmesini istemezlerdi... Son derece kibar ve zarifti. Çok güzel konuşurdu, dil hakimiyeti mükemmeldi. Kadın olsun, erkek olsun, konuştuğu insanlar ondan çok etkilenir ve çok özel biri olduğunu düşünürlerdi. Ama o mutlu değildi, sürekli kalbinde bir boşluk olduğunu düşünüyor ve bu boşluğu dolduracak sebebi arıyordu... Birgün yine düşünceleriyle boğuşmakta iken, daha doğrusu mutluluğu aramakta iken, bir haber geldi kendisine. Bir eve davet ediliyordu.

Sorular...sorular...

Resim
Yoğunum bu günlerde. Fazlaca...veya haddinden fazla... Şikayet ediyor çevremdekiler. İçin için kızanlar bile var, görüyorum. Yoğunluk nedir diye düşünüyorum... Aslında rahatsız oldukları şey; bedenimiz yanı başlarında da olsa, aklımızdan geçenlerden dolayı ruhumuzun onlarla olan iletişiminin kesilmesi sanıyorum... Dalıp gitmek,

Batan Gemi, Uçan Sır ve Satılık Köle

Resim
Uzun zamandır günlük haberleri takip etmiyorum. Duymam gereken bir şey olursa, zaten bana ulaşır mantığındayım. Rahat mıyım? Çok rahatım... Arada sırada bir kaç haber sitesine hızlıca göz gezdiriyorum. O kadar. Dün gece bu göz gezdirmeler sırasında bir habere rastladım ki... Yaşanalı aslında 5-6 ay olmuş. Beni derinden etkiledi...

Kusur(uh)suz Dekorasyon

Resim
Bu başlığı oldukça sık duyduğumuz acı günlerden merhaba. Bana kalsa "ruhsuz dekorasyon" demek daha doğru olacaktı... Ya da "zalim dekorasyon!" Neden bu kadar acımasız sözler ediyorum, açıklamak da isterim... ...

...dünya...

Resim
Ah be dünya, Nasıl köle ediyorsun bizi kendine! Nasıl da her gün senin emrine âmâde oluyoruz? Zorla kalkabildiğimiz yatağa yorgun yatarken...neleri arkamızda bırakıyoruz? İlgilenilmemiş bir çocuk, gönlü alınamamış bir eş...toparlanamamış bir gönül!

On Beş Lira

Resim
On beş liraya neler yapabiliriz? Gelin biraz konuşalım... Güzel bir tişört alabiliriz... Evet, ilk günler belki severek giyiniriz, ama zamanla gardırobumuzda ki diğer tişörtler gibi sıradanlaşır.... Bir şal alabiliriz... Örneğin çanta alabiliriz, ama istediğimiz model vs. asla olamaz... Sadece ihtiyaç olacak kadar işimizi görür ve kısa zamanda unutulan eşyalar arasında o da yerini alır...

Hanımeli ve Çiçek Abbas

Resim
Yıl 1999... Bulunduğum şehirde yerel bir radyoda hanımlar için program sunuyordum. Programımın adı; 'Hanımeli'. Telaffuzu çok zor... Her gün Hanımeli demeye başlamadan önce defalarca tekrarlıyordum. Programımın adını ben koyamasamda, fon müziğimi seçebileceğimi söylediklerinde öyle mutlu oldum ki... Nereden bilirdim;

Rengarenk

Resim
Merhaba, Uzun zaman süren sessizliğimin ardından konuşmaya başlayınca beni susturmak zor olabilir:) O yüzden lütfen alıcınızın ayarları ile oynamayınız:) Bugün sizlerle bir şey paylaşmak ve akabinde sizlere bir soru sormak istiyorum. Bir yıldır aktif olarak blog dünyasındayım. Ondan çok daha önce de buralardaydım ama sadece okuyucuydum. Gerçi hâlâ daha fazla "okuyucuyum" ve hepte öyle kalmak istiyorum. Sizlerde bu âlemin içerisindesiniz. Ya 'okuyucu' olarak yada bizzat 'yazan' olarak blogları takip ediyorsunuz. Hepimizin tanışıklığının başlıca sebebi bu...

Fark etmek...

Resim
Merhaba, İçimin içime sığamadığı bir günden yazıyorum. Hayat öyle ilginç veriler içeriyor ki...Çoğu zaman bunları anlamak için ermiş olmak gerek. Bizler gözüyle veya kulağıyla karar veren insanlar olduğumuzdan beri, eremiyoruz işte...ruhumuzla göremiyor, kalbimizle duyamıyoruz. ... Hayat dedim, neden dedim... Ne büyük laflar ettim yine... ... Kimine göre uzun, kimine göre oldukça kısa bir geçmişim var. Bu geçmişin içine sığdırmak istediğim birçok şeyin yanından bile geçemedim. Belki bu satırları okuyanlardan da benimle aynı kaderi paylaşanlar vardır.

Ajandamdan İş Fikirleri 5

Resim
Hepinize Merhaba, Bloğumu bakıma almanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Eeee malumunuz efendim, kış geldi sayılır:) Öncelikle uzun zamandır takip edemediğim 'bloğumda hangi sayfalara en çok bakılmış' sorusuyla işe başladım. Ve gördüm ki, en çok dikiş ve girişimcilik yazılarım okunmuş... Ve yine gördüm ki, yönlendirmeleri google yapmış. Kendisinden pek hoşlanmasamda o benim için öyle düşünmüyor anlaşılan:) Eh, sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim... Öyle çok yüksek bir tirajım yok, merak etmeyin, ama ne bileyim...  ... Tamam bu modda bir yazı için gelmedim bugün, bende düşündüm, dedim ki; Madem benim en çok okunan konularım dikiş ve girişimcilik, o zaman bu ikisi üzerinde biraz durmalıyım. Üstelik bu konuları harmanlamalıyım. İşte bugün size bir örnek vermek istiyorum sevgili girişimci ve terzi, acemi terzi, iyi terzi fark etmez, üreten ve uğraşan blogcular!

Merhaba

Resim
Merhaba, Kış geliyor; öyle özledim ki soğuk kış geceleri doya doya bloglarınıza bakmayı. Bir çok sebeple yeni yazı yazamadım. Ama hepinizi çok özledim. Yakında doya doya hem okumak, hem yazmak diliyorum. Bu aralar aşağıdaki "köle" gibiydim... Ama artık silkelenmem gerekiyor, biliyorum. Şimdilik benden bu kadar. ... "Köle" ne mi yapıyordu? "Bir padişah acemi bir köle ile

Pusula Adam

Resim
Ve zaman geçer gider... Yıllar yılları kovalar. Derken saçların rengi değişir. Yüzün sîmâsı daha bir güzelleşir. Bir yandan yenileri eklenirken, bir yandan uğurlanır sevilenler. Bir mezar taşının başında ağlamak sık yapılan bir eylem oluverir. İşte orada durmak lazım. Durup derin derin nefes almak...

Uzak değil...

Resim
Bundan yıllar önceydi. İsimlerini ilk duyduğumda 12 yaşındaydım. Babam hep onları anlatıyordu. O zaman internet yoktu ki bakayım, anlattıklarının resmini göreyim. Hayal dünyamda düşünmeye, onları bir cisme bürümeye çalışıyordum. Çok mütevaziler... Çok yumuşaklar, halim selimler... Çok erdemliler... Çok güleryüzlüler... Babam anlattıkça anlatıyordu... Bendeki merak sorularımı arttırıyordu.

Büyük Sözü

Resim
Merhaba, Pazartesi günü bir yakınımın evine oturmaya gitmiştim. Akşam yemeğinden sonra mutfağı toparlarken telefonum çaldı. Görüşmem benim için oldukça önemli olduğundan telefonu kulağımın altına yerleştirip işime de devam ettim. Ocağın üzerinde akşam alınmış ve kaynaması için konulmuş 5 lt süt vardı. Ben bir yandan bulaşık yıkıyor bir yandan telefonla konuşuyor, bir yandan da sütün kaynamasını takip ediyordum. Ev sahibimin bana "süt taşmak üzere ocağı kapatır mısın?" demesi üzerine ben hızlı bir şekilde kaşık aramaya başladım.

Sandık Hikâyesi

Resim
Birçok blogcu arkadaşım elişi ile meşgul. Aslında ne yaptığımızı bazen tarif etmek gerek... Son zamanlarda okuduğum en içten yazı... Biliyorsunuz buraya kendim yazıyorum;  ama bu hakikatin blogumda olmasını istedim. Buyrun; "Bu bir baza hikâyesidir aslında… Ve çoğu evde artık her şey bazanın içine, kanepenin altına, gardıropların raflarına, konsolların çekmecelerine yerleştirilir. Bekleşen şeylerin ince ince işlenmiş kanaviçe gülleri, kolalanmış dantel uçları yoktur. Outlet mağazalardan devşirilmiş tekstil malzemeleridir bunlar. Üzerlerinde geometrik şekiller, hoyrat güller, rengini şaşırmış çiçekler vardır. Çoğunlukla evler bazaları, yaylı kanepeleri, dantellere gerek duymayan döşemeleri ile bambaşka evlerdir artık.

Farklı Renkler

Resim
Ağabeyimle aramızda bir yaş var. O okula başladığında ben tam bir devrim yaşıyordum. Yaşım 6'ydı ama... hatırlıyorum da aklım yaşımdan çok yukarılardaydı. Babamın ağabeyime kitap alması demek benim için dünyadaki en heyecanlı olaydı... O kitaba bakacak, dokunacak, okumaya çalışacak ama henüz okuyamayacak olsamda, kitaplar benim için bulunmaz birer aracıydı. Şimdi yaşadığımız çağa, kendi çocuklarıma baktığım zaman, bu hislerimin bende ne denli derin izler bırakmış olduğunu daha iyi anlayabiliyorum. Sabahları erkenden kalkar ve kitaplara bakardım. Okumayı öğrenmek için can atardım.

Uyumsuzum

Resim
Bugünlerde bir okulun bahçesinde ortanca kızımın uyum haftası münasebetiyle elimde gazete parçaları, oturacak yer aramakla meşguldüm. Daha doğrusu köşe kapmaca oynuyordum... Çocuklar içeride ne yapıyor, tam olarak hiiiç öğrenemesemde, dışarıda uyumsuzluğun kitabı yazılıyordu...

Sesleniş...

Resim
Dünyanın bütün sakinleri, Düşündünüz mü ellerimizle yaptıklarımız dışındaki her şeyi... Bir bakın etrafınıza... Neler göreceksiniz?... İçiniz hiç bir zaman tatmin olmayacak dünyayla... Her an değişik kimliklere bürünürken.  Her zaman bir melek ve bir şeytan duracak işte tam orada!