Kayıtlar

benbir kadınım etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Caddelerde Yağmur

Resim
Yürüyorum. Aylardan sonra ilk defa yağmur var ve benim yanımda kimsecikler yok bugün. Bir nevi firardayım. Bu şehrin yağmurları azdır. Mutlulukları da öyle. Ama bugün şiddetli yağıyor. Beynimi kemiren düşüncelere ortak olurcasına daha da hızlanıyor. Yanımda şemsiyem yok. Caddenin kenarında, biraz ileride bir hırdavat dükkanı görüyorum. Oradan bir şemsiye almalıyım.

Halının hatırı...

Resim
Size anlatacağım hikâye eski aslında. Ama hikâye olmayan kısmı yeni... Ben küçükken her sene, yaz - kış demeden yılda en az iki kere, evimizin üç adet Isparta halısını itinayla yıkar, parlatır, sanki yeni almışçasına mutlu olur ve günler boyu üzerine sevinçle basardık... Daha dört-beş yaşlarındayken halıya hortum tutmayı öğrenmiş, altı-yedi gibi yavaş yavaş elime fırçayı da almıştım. Dokuz yaşıma geldiğimde, fırçadan çok hortumu tutmak istesem de...annemin elindeki oklava beni bundan şiddetle men etmişti...

Bir Hâtırâtın Sarsma Kuvveti

Resim
Bundan kısa bir süre önce 3 tane kitap sipariş ettim... Beni neyin beklediğini bilmeden... Bildiğini zannederken...aslında hiç bir şey bilmemek bu demek sanırım. Okumaya başladığımda, daha kapağı açarken bile benim için her şey çok normaldi... Sonuçta bir kitaptı bu...her zaman okuduğum gibi...bir kitaptı... ... Durum hiç böyle olmadı sevgili okuyucu...hiç böyle olmadı...

Şûle

Resim
Adı Şuleydi. Lisede aynı sınıftaydık. Başarılı bir arkadaştı. Ama beni en çok ilgilendiren yönü; çok güzel yazmasıydı...el yazısından bahsetmiyorum... Hakikaten güzel yazardı. Bazen teneffüslerde yanına oturur, yazdıklarını okumak isterdim. İlginç denilecek seviyede sırlı bir kızdı Şule... Yanına oturur oturmaz defterini kaldırır, sıranın altına koyar, "bakabilir miyim?" cümlelerini daha tamamlayamadan "Hayır" derdi...

Bir Aşk Hikâyesi

Resim
Çok yakışıklı bir gençti. Yaşadığı beldede o kadar dikkat çekiyordu ki bütün genç kızlar onu görmek için geçtiği yollarda bekler ve onunla konuşmaya can atarlardı. Ailesi çok varlıklıydı. Oğullarına nazlı bir çiçek gibi davranır, onun hiç bir şekilde üzülmesini, incinmesini istemezlerdi... Son derece kibar ve zarifti. Çok güzel konuşurdu, dil hakimiyeti mükemmeldi. Kadın olsun, erkek olsun, konuştuğu insanlar ondan çok etkilenir ve çok özel biri olduğunu düşünürlerdi. Ama o mutlu değildi, sürekli kalbinde bir boşluk olduğunu düşünüyor ve bu boşluğu dolduracak sebebi arıyordu... Birgün yine düşünceleriyle boğuşmakta iken, daha doğrusu mutluluğu aramakta iken, bir haber geldi kendisine. Bir eve davet ediliyordu.

Sorular...sorular...

Resim
Yoğunum bu günlerde. Fazlaca...veya haddinden fazla... Şikayet ediyor çevremdekiler. İçin için kızanlar bile var, görüyorum. Yoğunluk nedir diye düşünüyorum... Aslında rahatsız oldukları şey; bedenimiz yanı başlarında da olsa, aklımızdan geçenlerden dolayı ruhumuzun onlarla olan iletişiminin kesilmesi sanıyorum... Dalıp gitmek,

O an...

Resim
Fotoğraf ; Suriye'de Yarmuk Filistin mülteci kampında yemek sırası... Hayırlı Cumalar...

Baharın hürmetine...

Resim
Olur bazen... Havaya cemre düşer... Gönle de özlem düşer... Yazmanın, okumanın, paylaşmanın hasreti...

"Yardım Edebilir miyim?"

Resim
Mağazada dolaşıp duruyorum... Ne çok renk var, ne çok model... Bunları çocukların üzerinde hayal ediyorum; ne güzel olur...büyük mor sever, ortanca pembe...küçük henüz kararsız. Oysa kendime gömlek almak için evden çıkmıştım... Ama önemli olan ben değilim. Öncelik hep çocukların. Tıpkı babam gibi... Tıpkı annem gibi... Elimde siyah bir manto tutuyorum...indirimdeymiş... Her şey indirimde zaten...etiketler anlamsız geliyor bir müddet sonra.

Geç farkettim taşın sert olduğunu...

Resim
Otuz Beş Yaş Şiiri Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze?...

Batan Gemi, Uçan Sır ve Satılık Köle

Resim
Uzun zamandır günlük haberleri takip etmiyorum. Duymam gereken bir şey olursa, zaten bana ulaşır mantığındayım. Rahat mıyım? Çok rahatım... Arada sırada bir kaç haber sitesine hızlıca göz gezdiriyorum. O kadar. Dün gece bu göz gezdirmeler sırasında bir habere rastladım ki... Yaşanalı aslında 5-6 ay olmuş. Beni derinden etkiledi...

Kusur(uh)suz Dekorasyon

Resim
Bu başlığı oldukça sık duyduğumuz acı günlerden merhaba. Bana kalsa "ruhsuz dekorasyon" demek daha doğru olacaktı... Ya da "zalim dekorasyon!" Neden bu kadar acımasız sözler ediyorum, açıklamak da isterim... ...

...dünya...

Resim
Ah be dünya, Nasıl köle ediyorsun bizi kendine! Nasıl da her gün senin emrine âmâde oluyoruz? Zorla kalkabildiğimiz yatağa yorgun yatarken...neleri arkamızda bırakıyoruz? İlgilenilmemiş bir çocuk, gönlü alınamamış bir eş...toparlanamamış bir gönül!

On Beş Lira

Resim
On beş liraya neler yapabiliriz? Gelin biraz konuşalım... Güzel bir tişört alabiliriz... Evet, ilk günler belki severek giyiniriz, ama zamanla gardırobumuzda ki diğer tişörtler gibi sıradanlaşır.... Bir şal alabiliriz... Örneğin çanta alabiliriz, ama istediğimiz model vs. asla olamaz... Sadece ihtiyaç olacak kadar işimizi görür ve kısa zamanda unutulan eşyalar arasında o da yerini alır...

Hanımeli ve Çiçek Abbas

Resim
Yıl 1999... Bulunduğum şehirde yerel bir radyoda hanımlar için program sunuyordum. Programımın adı; 'Hanımeli'. Telaffuzu çok zor... Her gün Hanımeli demeye başlamadan önce defalarca tekrarlıyordum. Programımın adını ben koyamasamda, fon müziğimi seçebileceğimi söylediklerinde öyle mutlu oldum ki... Nereden bilirdim;

Ayağına Çorap, Sırtına Yelek

Resim
Küçüklüğümden beri çorap giyinmeyi sevmiyorum. Sıcak olsun, soğuk olsun, annem her sabah kalkınca o harika cümleyi kurardı; "Ayağına çorap, sırtına yelek giyin."

Rengarenk

Resim
Merhaba, Uzun zaman süren sessizliğimin ardından konuşmaya başlayınca beni susturmak zor olabilir:) O yüzden lütfen alıcınızın ayarları ile oynamayınız:) Bugün sizlerle bir şey paylaşmak ve akabinde sizlere bir soru sormak istiyorum. Bir yıldır aktif olarak blog dünyasındayım. Ondan çok daha önce de buralardaydım ama sadece okuyucuydum. Gerçi hâlâ daha fazla "okuyucuyum" ve hepte öyle kalmak istiyorum. Sizlerde bu âlemin içerisindesiniz. Ya 'okuyucu' olarak yada bizzat 'yazan' olarak blogları takip ediyorsunuz. Hepimizin tanışıklığının başlıca sebebi bu...

Kullanım Kılavuzu

Resim
Merhaba, Birkaç gün önce sabah saatlerinde bilgisayarımı açmış ve acaba kim neler yazmış diye yan taraftaki listemden takibe başlamıştım. Bu sırada bir başlık beni hayrete düşürdü... Önce "yanlış okudum sanırım" diye düşündüm ve tekrar okuyunca yanlış olmadığını anladım.

Bir zamanlar...

Resim
Bugün sevgili Sevgimin  yazısını okuyunca aklıma geçen sene yazdığım bu yazı geldi... Kendisini can-ı gönülden destekliyorum. Ve bir paylaşımda da ben bulunmak istiyorum. .......... FAKİR EDEBİYATI Seviyorum ben fakir edebiyatı yapmayı. Çünkü çocukluğum fakirlikle geçti. Belki bu yüzden fakir bir çocuğun yüzüne bakınca kendimi görüyorum. Fakirlik ne ki?Bilmeyenler için söyleyeyim. Fakir olmak ekmeğe muhtaç olmak değil belki, ama boğazında bir şeyler kalır ya yutkunamazsın, işte onu sık sık yaşamak...

Fark etmek...

Resim
Merhaba, İçimin içime sığamadığı bir günden yazıyorum. Hayat öyle ilginç veriler içeriyor ki...Çoğu zaman bunları anlamak için ermiş olmak gerek. Bizler gözüyle veya kulağıyla karar veren insanlar olduğumuzdan beri, eremiyoruz işte...ruhumuzla göremiyor, kalbimizle duyamıyoruz. ... Hayat dedim, neden dedim... Ne büyük laflar ettim yine... ... Kimine göre uzun, kimine göre oldukça kısa bir geçmişim var. Bu geçmişin içine sığdırmak istediğim birçok şeyin yanından bile geçemedim. Belki bu satırları okuyanlardan da benimle aynı kaderi paylaşanlar vardır.